Kategori arşivi: Eğlence

The Light is no match for the Lich King’s might!

World Of Warcraft’ı duymayan kaldı mı merak ediyorum. Pc oyunculuğunun durakladığı şu zamanlarda 12 milyon kişiyi online oynatabilen, kitleleri bağlayan, 7’den 70 her yaşta kullanıcısı olan, üstad Sir J.R.R. Tolkien’in yarattığı muazzam orta dünyadan esinlenilmiş her türlü mekan senaryo çok kaliteli yazılmış işin ehli kişiler tarafından yapılmış…vs. bir oyun. Neler sayılmaz ki bu oyuna. Hala warcraft 3 oynayan biri olarak zaten benim gönlümde çok özel bir yeri olan oyun. Oyunun ne olduğu neler var neler yok yazmaya kalksam cilt cilt kitaplar çıkar.(abartmıyorum).Zaten neyin varıp olmadığını internetteki birçok siteden bakabilirisiniz. Oyunu oynanış amacı kişiye göre değişiyor. Kimi çok popüler olduğundan, kimi zevkli bir oyun olduğundan, kimi de, benim gibi, oyun bu güzel dünyanın hikayesine kaptırıp gidiyor. Ama kesin olan bir şey var ki bu oyuna başlayanın bırakması çok zor. Oyun içindeki sosyal dünya ve eğlence internette bilmiyorum başka nerden bulunabilir. Orta dünya olayı kısaca özetlemek gerekirse iyilik ve kötülüklerin her zaman var olacağı ve kötülüğü alt etmek için iyilerin güç birliği kurmaktan başka şansı olmayışıdır. Bundan dolayı şu an zamanımızda değerleri azalan onur, gurur, şeref, özveri, ahlak, sadakat gibi birçok değerli ve soylu duyguyu size hissettiren bir dünya. Her neyse.. Amacım bu yazıda world of warcaft’ın ikinci ek paketi olan Wrath Of The Lich King (Kral Lich’in Gazabı) paketinden hoşuma giden ince ve güzel detayları, kendi yaşadıklarımı hem de 1-2 resimle oyundan güzel sahneler koyup hoşuma gidenleri yazacağım. The Light is no match for the Lich King’s might! yazısına devam et

Terminator: Sarah Connor Chronicles

Televizyonda onlarca belki de binlerce dizi var nedense hiçbiri ilgimi çekmiyor. Klasik zengin erkek fakir kız veya tam tersi, mafya dizileri vb. diziler nedense ilgimi çekmiyor. Yabancı dizlerde de en son takip ettiğim xena dışında izlediğim bir dizi yoktu. Yani gururla mı söyleyeyim utanarak mı söyleyeyim bilemiyorum Lost’un bir bölümünü bile izlemedim. Amerikan dizilerinde de gözlemlediğim kadarıyla (hatta sinemasının da) konuyu iyi veya kötü sonla bitirme değil direk merak uyandırmak, seyirciye saç baş yoldurmak olduğunu gördüm. Eskiden dizlerde her bölümde bir sonu olurdu. Şimdi ise sezonlar bile direk bitmiyor. İkinci sezon bekleyin görün misali çat diye kesiyorlar diziyi. Bir arkadaşımın gözlemlediği bu olayın x-files’tan sonra daha çok olduğu. Açıkçası bende katılıyorum. Hayalperest bir insan olduğumdan orta dünya konulu olmayan birşeye bakmam çok zor. Fakat gezdiğim web sitelerinde Terminator: Sarah Connor Chronicles çok konuşuldu ve ayrıca fragmanı beni etkiledi. Tabi ki de ünlü müziğini de unutmak mümkün değil. Açıkçası bilerek bu dizinin bölümlerini hızlı elde etmeyeceğim. Maksat bende televizyonda bir şey izleyeyim. Eskiden Star’da pazar akşamları bekler parlement sinema gecesinden bir film izlemek zevk verirdi. Pazartesi hemen arkadaşlarla filmin kritiğini yapardık. Şimdi kanallarda ana haber bülteni diye ana magazin bültenleri var. Mübalağasız 16 saat dedikodu, izdivaç vs. gibi programlardan cnn, ntv vs. kanallarda imkb’i izler oldum. Nerdeyse borsaya girecek kadar bilgim oldu. Tematik kanallarda bir yere kadar. Anam her gün de aslan,kaplan,filin hayatı izlenmiyor :D.

Gelelim dizimize…

Terminator: Sarah Connor Chronicles yazısına devam et